Komiser adamdaki serinkanlılığa şaşıyordu.
Adamın yüzünde telâştan eser yoktu.
Oda loştu ve şekerli kan kokuyordu.
Ayaklarının dibinde bir adam yüzüstü serilmiş, yatıyordu.
- Adamı arkadan vurdun yani?!
- Aynen komiserim…
- İnkâr etmiyorsun yani?
- Hayır komiserim…
- Adamın silâhı vardı?
- Evet komiserim..
- Peki neden seni vurmadı?
- Silâhı tutukluk yaptı.
- Peki sen adama silâh doğrulttuğunda kımıldamamasını söyledin mi?
- Elbette komiserim…
Adamın yüzünden bir keskin sırıtış esti, geçti…
- Peki neden vurdun adamı?
- Kaçmaya başladı komiserim…
- Kafasından vurman şart mıydı?
- O tökezlediği için oldu komiserim…
- Peki be adam! Neden arkasından koşup yakalamadın da herifi vurdun?!
- Aslına bakarsanız belki yakalayabilirdim…
- Eeee? Ne demek “belki”?
- Evet... Belki yakalardım…
Öne doğru eğilerek paçalarını sıvadı…
- Belki yakalardım… Eğer ayaklarım yerinde olsalardı…
Adamın yüzünden bir kere daha keskin bir sırıtış geçer gibi oldu…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder